Bursa iline uzaklığı 85 km.dir. Rakımı (deniz seviyesinden yüksekliği) 85 metre olup, yüzölçümü 753 km2’dir. 40 derece kuzey enlemi, 29 derece doğu boylamı arasındadır.
Kuzeyde Samanlı Dağları, güneyde Katırlı Dağları ile çevrilidir. Güney Doğusunda Körüstan ve Avdan Yaylaları, Güney batısında Müşküle Yaylası, Kuzeyinde Hacı Osman Yaylası bulunmaktadır. İznik Ovası, İznik Gölü’nün doğu, Kuzey Doğu ve Güney Doğu kıyılarına uzanan geniş bir alanı kapsar ve ilçenin ¾ ünü oluşturur. Yalova’ya 60, İstanbul'a 210km, Bilecik’e 61 km,Eskişehir'e 120 km uzaklıktadır.
İlçe olarak, merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 2 belde, 37 köy ve 7 mahalleden oluşmaktadır.
b) Yeryüzü şekilleri, madenleri ve yer altı kaynaklar
İznik yüzeyi dağlarının tatlı meyilli makilerle kaplı sırtlarından ve geniş düz alanlardan ibarettir.İznik verimli bir ovaya yerleşmiştir.Göl seviyesinden yüksekliği 8-10 metredir. İlçe bitki örtüsü bakımından oldukça zengindir.kuzey bölgesi ormanlarla kaplıdır.
İznik Gölü,Marmara Bölgesi’nin en büyük gölüdür. Görünümü elipsi andırır. Göl Güney Marmara bölümünde yer alır.Gölün yüzölçümü 298 km karedir. İznik Gölü, uzunluğu 33 km, genişliği ortalama 12 km, çevresi 95 km ve derinliği 85 km olarak Türkiye’nin 5. büyük doğal gölüdür.
İznik Gölü, yerkabuğunun çökmesi sonucu ortaya çıkan çukurlardan birinin sularla dolmasıyla oluşmuştur.Gölün kuzeyinde Samanlı Dağları,güneyinde Avdan dağı yükselir.Göl yağmur ve kaynak suları ile Karadere ve Kocadere(Sölöz Deresi) tarafından beslenir. Gölün batı kesiminden suların oluşturduğu Karsak suyu,Gemlik Körfezine dökülür.
Suyu tatlı olan İznik Gölü ile çevresi doğal güzellikleri ve tarihsel zenginliğiyle dikkati çeker.
Göl kıyıları bağlar,bahçeler ve zeytinliklerle çevrilidir.
Tarım alanları için gölden su alınmaktadır.
c) İklimi, iklimin günlük hayata etkileri
İznik dağlarla çevrili olduğu için kışlar ılık geçmektedir. Akdeniz iklimine benzer bir iklimi vardır. Yazları sıcak, kışları ılıman ve yağışlı geçer.Gölün sıcaklığı yazın 25 dereceyi bulur. Göl ve kıyıları baharda ve yaz aylarında, tam bir mesire ve eğlence alanına dönüşür.Darka ve DSİ tesisleri ilçe dışından bir çok vatandaşımızın gölden faydalanmak için geldikleri yerlerdendir.İznik Gölü kış aylarında önemli sayıda su kuşu barındırmamaktadır.
d) Toprak ve ekime elverişliliği, yanlış tarımsal uygulamalar.
Toprak tarıma son derece elverişli ve her türlü ürünün alınabileceği özellikleri taşımaktadır. Ancak bilinçsiz ve kulaktan duyma bilgilerle yapılan ilaçlama tarımdaki yanlış uygulamaların en önemlilerindendir.
e) Akar ve durgun suları, sulardan yararlanma durumu
Bazı akarsu kaynaklarında kurulu alabalık tesislerimevcuttur.
f) Mesire yerleri ve tabii güzellikleri, buraların değerlendirilmesi
Abdulvahap tepesi ve gölün doğal kıyı şeridi piknik yapmaya elverişli geniş ağaçlık alanlarıyla turizme canlılık katar. İznik’te Gün Batımı (Dünyanın en güzel 5. gün batınmının olduğu yerdir)
2- TARİHÇESİ :
a) Adını nereden aldığı
Kurucusu Antigonos’sun adıyla Antigoneia diye anılan kente,daha sonra yöreyi ele geçiren Lysimaktos karısının adı olan Nikaia’yı vermiştir.
b) İlk yerleşenler ve yerleşme maksatları
İznik'de ilk yerleşimin M.Ö. 2500 yıllarına uzandığı sanılmaktadır. M.Ö. 7. yüzyıl öncesinde burada kurulan yerleşime 'Helikare' denmekteydi. Makedonya İmparatoru Büyük İskender'in generali Antigonus tarafından M.Ö. 316 yılında kent Antigoneia adını almıştır. İskender'in ölümünden sonra Antigonus ile general Lysimakhos arasındaki savaşı kazanan Lysimakhos kente, Antipatros'un kızı olan eşi Nikaia'nın adını vermiştir. M.Ö. 293'te Bithynia Krallığı'na bağlanan kent, önemli mimari yapılarla süslenmiştir. Bir süre Bithynia Krallığı'nın başkenti olan Nikaia daha sonra Roma'nın önemli bir yerleşimi olarak varlığını sürdürür. 325 yılı yazı başında Hıristiyanlık için çok önemli olan Birinci Konsül, İznik'de toplanmıştır. İmparator Constantinus'un da katıldığı toplantıda Hristiyanlıkla ilgili yortu günleri ve Nikaia Kanunları adı ile bilinen 20 maddelik metin bu Konsülden sonra kabul edilmiştir.787 yılında İznik Ayasofya'sında VII. Konsül toplandı.Ayrıca VI. Haçlı Seferi sonucunda Bizans İmparatorluğu İstanbul'u kaybedince İznik'te Bizans Hanedan üyeleri tarafından İznik Latin İmparatorluğu kurulmuş ve bu imparatorluk daha sonra İstanbul'u fethederek Bizans İmparatorluğu'nu yeniden kurmuştur. Nikaia.Roma döneminde önamli bir yerleşi,m yeriydi.Bu dönemde yapılan uzunluğu 4 km’yi aşan surlar ile üç kapısı bugün hala ayaktadır.
c) Tarih boyunca kimlerin elinde kaldığı ve üzerine kurulan beylikler
İznik, dört imparatorluğa başkentlik yapmış nadir yerleşimlerden biridir. Bitinya, Bizans, Selcuklu, Osmanlı imparatorluklarının başkenti olmuştur.
İznik'in tarih öncesi çağlardan beri iskan gördüğünü ve çok eski bir tarihte kurulduğunu çevresindeki Prehistorik buluntulardan ve yörede bulunan bol miktardaki höyüklerden anlamaktayız. İznik, Makedonya Kralı Büyük İskender'in kumandanlarından Antigonius Monophthalmos tarafından M.Ö. 316'da kurulmuştur. Bu çağın geleneklerine göre, kurucusu Antigonius nedeniyle de "Antigonia" adını almıştır. Makedonya imparatoru Büyük İskender'in mirasçıları, General Antigonius ve General Lysimakhos, İmparatorluğu egemenlikleri altına almak için birbirleri ile savaştılar. Lysimakhos, M.Ö. 301'de Antigonius'u mağlup etti ve kenti yönetimi altına alarak, o dönemin geleneklerine göre kente sevgili karısının adı olan Nikaia adını verdi. Yörede egemen olan Bithynia Kralı Zipoites, M.Ö. 279'da Nicaia'yı ele geçirdi. Nicaia bir süre Bithynia Krallığına başkentlik de yaptı. Adına altın sikkeler basıldı ve bundan böyle tarihte "Altın Şehir" unvanı ile anıldı. Nicaia Bithynia Krallığı İle Roma İmparatorluğu arasında uzun yıllar devam eden savaşlara sahne oldu. Sonuçta, Bithynia ordusu, General Lucullus komutasındaki Roma ordusuna yenildi ve bu güzel göl kentine Nicaea adı verildi. Şehir M.S. 259 yılında Gotların saldırısına uğradı. Bunun üzerinde Romalılar, Bithynia Krallığı zamanında başlatılan ve M.S. 12i yılında meydana gelen depremde büyük hasar gören surları daha güçlü olarak İnşa ettiler. Şehrî 4 ana ve 12 tali kapısı bulunan 4970 m uzunluğunda bir sur ile çevirdiler. Üç kıtada geniş sınırlara dayanması nedeniyle her konuda güçlüklerle karşılaşan Roma İmparatorluğu, M.S. 476 yılında Doğu ve Batı Roma İmparatorluğu olarak ikiye ayrılınca, İznik sonradan Bizans adını alan Doğu Roma İmparatorluğu sınırları içinde kaldı. Nicaea Bizanslıların elinde büyük imar gördü. Şehirde kiliseler, su yolları ve sarnıçlar yapıldı. Selçuklu Sultanı Alpaslan'ın Bizans ordularını Malazgirt'te 1071'de yenmesinden sonra, Selçuklular XI. yüzyılın sonlarında Bizans içlerine kadar yürüdüler. Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 1075 tarihinde Nicaea'yı aldı ve 1080 yılında Selçuklu devletinin başkenti yaptı. Adını da Nicaea'nın izi anlamında "İznik" olarak değiştirdi. Böylece İznik, Anadolu'da ilk Türk başkenti oldu. 600.000 kişilik I. Haçlı Ordusu Godefroy De Bouillon'un başkomutanlığında 1097 mayısında İznik'i kuşattı. Çetin savaşlardan sonra Türkler 1097 haziranında şehri Bizanslılara teslim ederek yağmalanmasını önlediler. Haçlıların İznik'i alıp Bizanslılara bırakmasıyla 2. Bizans dönemi başlamış oldu. Selçuklu Türkleri, şehri ancak 22 yıl kadar ellerinde tutabildiler. IV. Haçlı Seferine katılan Latinler, Anadolu içlerinde kan dökmektense Constantinopolis'i (İstanbul'u] yağmalamayı yeğlediler ve burayı işgal edip Latin İmparatorluğunu kurdular (1204). Bizans'ın saltanat soyu Theodoros Lascaris, İznik'e kaçtı ve burada imparatorluğunu ilan etti. İznik, böylece 57 yıl boyunca başkenti Latin İşgali altında olan Bizans imparatorluğu'nun yönetim merkezi oldu. Bu dönemde surlarda önemli onarımlara girişildi ve surların önüne bir ön duvar (ön sur) inşa edilerek şehrin korunması güçlendirildi. Başkent İznik'te Theodoros Lascaris'den sonra dört imparator tahta çıktı. Sonuncu olan VIII. Michael (1259-1282), 1261 yılında Constantinopolis'i' (İstanbul) yeniden ele geçirerek Latin İmparatorluğu'na son verdi. Böylece Constantinopolis yeniden Bizans imparatorluğu'nun başkenti oldu. Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk dönemlerinden itibaren İznik, ilgi çekici bir merkez olarak hep fethedilmek İstendi. Osman Bey zamanında bu önemli kenti ele geçirmek amacıyla seferler düzenlenmişse de, İznik ancak Sultan Orhan Bey (1326-1362) zamanında 1331 tarihinde fethedildi. Böylece İznik 234 yıllık bir aradan sonra yeniden Türk idaresine girmiş oluyordu. Özellikle II. Murat ve Çandarlılar döneminde şehir tepeden tırnağa İmar edildi ve birçok cami, medrese, han, hamam vs. bu dönemde yapıldı. İznik, İstanbul'dan Anadolu'ya uzanan sefer ve kervan yolunun üzerinde önemli bir durak ve konaklama merkezi oldu. Keza XIV-XVl. yüzyıllarda İznik, Türk kültür hayatında önemli bir yere sahipti. Birçok ulema ve şairin yetiştiği bir kültür merkezine dönüşmüştü. Çağın en ünlü alimleri İznik'teki medreselerde ders vermeye başlamışlardı. Bu yüzden de İznik'e "Ulema Yuvası" (Alimler Diyarı) da denmiştir. Osmanlı döneminin ilk cami, medresesi ve imareti İznik'te inşa edildi.
İstanbul'un fethi ve Anadolu'daki Osmanlı egemenliğinin pekişmesinden sonra, İznik'in önemi azaldı. Diğer taraftan Kara Halil Paşa'nın idamı, Çandarlı ailesinin nüfuzunun sarsılmasına sebep oldu. Şehrin köklü ve zengin aileleri de İstanbul'a göç etmeye başlayınca İznik gerileme sürecine girerek XVI. yüzyıl sonlarından itibaren boşalmaya ve eski zenginliğini kaybetmeye başladı. Sonuç olarak çeşitli dönemlerin askeri, siyasi, dini, sosyal ve kültürel yaşam biçimlerini bize yansıtan birçok uygarlığın kalıntılarını günümüze taşıyan ve buram buram tarih kokan İznik, yoğun imar faaliyetlerine sahne oldu ve kentte çok sayıda abidevi yapılar inşa edildi. İznik her dönemden devraldığı mimari mirası ile bir açık hava müzesi niteliğini hala korumaktadır. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarının arkeolojik ve etnografik kalıntılarıyla bütünleşmiş durumdadır
14.,15. ve 16. yüzyıllarda İznik bir sanat merkezi olmuş, dünyaca ünlü çini ve seramikler burada üretilmiştir.
d) Harabeler ve kimlerden kaldığı
Tümülüs, Kaya Mezar ve Anıtları
Berber Kaya: İznik'in doğusunda yer alan bir tepenin eteğindedir. Yek pare kayadan oyulmuş büyük bir oda şeklinde mezar anıtıdır. Zemininde mezarlar bulunmaktadır.M.Ö. II. yüzyıla ait olup Hellenistik dönemin İznik'teki önemli bir örneğidir. Devasa boyuttaki bu lâhdin Bithynia Kralı II. Prusias'a ait olduğu öne sürülmektedir.
Beştaş (Obelisk): Kentin kuzeyinde bağlar arasında yükselen bu mezar anıtı, eski Roma yolu üzerindedir. Beştaş,Nişantaşı, ve Dikilitaş adları ile de bilinmektedir. Üzerindeki Yunanca kitabeden I. yüzyılda C. Cassius Philiscus'a ait olduğu anlaşılmaktadır. Anıtın tepesindeki altıncı taşın üzerinde bir kartal veya zafer tanrıçası Nike'nin heykeli olduğu sanılmaktadır. Anıtın bir yönünde ise Philiscus'un heykeli olduğu kalan izlerden anlaşılmaktadır. Mezar anıtı 12 metre yüksekliktedir.
Hypoge: Elbeyli Beldesi'nin Hespekli mevkiinde benzersiz bir yeraltı mezarıdır. IV - V. yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır. Tavanı ve duvarları erken Hıristiyanlık döneminin tipik renkli freskoları ile kaplıdır. Mezar odasında üç adet mezar yer alır.
Dörttepeler Tümülüsü: Elbeyli Belediyesi mezarlığı içindedir. Tümülüs'te iki anıt mezar belirlenmiştir. İlk mezar yol kenarındadır. Dromosiu dikdörtgen mezar odası ile iki yanında ikişer kilisesi bulunmaktadır. Diğer mezar İse beyaz mermerden yapılmış mezar odası ile kaba taş ve ağaçlarla örtülüdür.
Diğer Tarihi Kalıntılar
Senatüs (Bizans sarayı): Sarayın 4. yüzyılda yapıldığı katî olup halen göl suları tarafından örtülmüştür. Zemin mozaikleri toprak altında mevcut olup Hristiyanların Teslis ve İsa’nın ulûhiyeti,insaniyeti münakaşalarını yapan 318 papazın ilk Konsili 325 yılında burada akdolunmuştur. 787 yılında Ortodokslar arasında Azizlerin tasvirleri hakkında çıkan ihtilâfın münakaşası için toplanan 7. Konsil de burada toplanmıştır.
Surlar: İznik'in çevresini beş kenarlı çokgen şekilde kuşatan surlar 4970 metre uzunluğundadır. İznik'in iki ana caddesinin kesiştiği noktadan bakıldığında, dört ana kapı görünür. Hellenistik dönemde inşa edilmeye başlanan surlar, Roma ve Bizans dönemlerindeki yeni ilavelerle günümüzdeki şeklini almıştır. Kentin dört ana kapısından günümüze Lefke Kapı ile İstanbul Kapı sağlam ulaşabilmiştir. Yenişehir Kapı kısmen, Göl Kapı tamamen yıkıktır. İstanbul Kapıda tiyatrodan getirilen masklar bulunmaktadır, İstanbul ve Lefke kapısında mermer kabartma friz parçalarının da kullanıldığı görülmektedir.
Tiyatro: İznik Antik Tiyatrosu göl kıyısı ile Yenişehir Kapı arasında geniş bir alana inşa edilmiştir. Tiyatro, İmparator Traianus döneminde Bithynia prokonsülü (valisi) Plinius'un çabalarıyla 111-112 yıllarında yapılmıştır. Tiyatro, XIII. yüzyılda toplu mezarlığa dönüştürülmüştür. Daha sonraki yıllarda içinde kilise, saray ve Osmanlı seramik atölyeleri ve çini fırınları yapıldığı, yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılmıştır.
Böcek Ayazma: Koimesis Kilisesi yakınındadır. Üstü kubbe ile örtülü, yuvarlak bir yapıdır. Hyakinthos Manastırının bir bölümü olduğu sanılmaktadır. Ayazma VI. yüzyıldan günümüze sağlam gelmiş eserlerdendir.
Kilise ve Camiler
Koimesis Kilisesi: Piskopos Hyakinthos tarafından VIII. yüzyılda yaptırılmıştır. Hyakinthos Manastırı'nın bir bölümü olduğu sanılmaktadır. 1065 depreminde yıkılmış, Koimesis Kilisesi kalıntıları ancak ilavelerle tamir edilmiştir. Kilisenin mozaikleri ve ikonaları 1807'de İznik Metropoliti Daniel'in isteği üzerine yenilenmişti.
Ayasofya Kilisesi: İki ana caddenin kesiştiği yerde, kentin tam ortasındadır. Bizans dönemi eseridir ve tahminen XI. yüzyıldaki depremden sonra yenilenmiştir. 1331 yılında Orhan Gazi Camii adını almıştır. Deprem ve yangınlarda tahribe uğramıştır. XVI. yüzyılda Mimar Sinan tarafından büyük ölçüde değişikliğe uğratılmış ve yenilenmiştir. Bir mezar odası duvarında Hz. İsa freski bulunmaktadır. VII. Konsil'in toplandığı yerdir. Bu nedenle inanç turizmi için önemli bir merkezdir.
Hagios Tryphonos Kilisesi: İstanbul Kapıya giden caddenin sol tarafındadır. Birkaç duvar ve döşeme mozaiklerinden parçalar bulunmuştur. Duvar tekniği ve planı kilisenin X - XII. yüzyıllarda yaptırılmış bir Bizans eseri olduğunu göstermektedir.
Ayatrifon Kilisesi: Yenişehir Kapı'ya giden caddenin sağındadır. Plan, İstanbul'daki Kariye Camine benzer. Planına göre büyük bir kubbe ile örtülü olduğu ve tabanının çok süslü mozaiklerle kaplandığı anlaşılmaktadır. Kilisenin XIII. yüzyılda Teodoros Laskaris tarafından, Aya Trifon adına yaptırdığı sanılmaktadır.
Hacı Özbek Cami: İznik'te inşa edilen ilk Osmanlı camisidir. Üstü 8 metre çapında kiremit kaplı bir kubbe ile örtülüdür. 1333 yılında inşa edilmiştir.
Yeşil Cami: İznik'in sembolü olan Yeşil Cami, adını yeşil çinili ve tuğlalı minaresinden almıştır. Caminin yapımını Çandarlı Hayreddin Paşa 1378 yılında başlatmış, fakat ölümü üzerine oğlu Ali Paşa 1391'de tamamlatmıştır. Erken Osmanlı döneminin tek kubbeli camileri arasında en görkemlilerindendir. Eşsiz minaresi caminin sağ köşesindedir. Gövdesi mavi ve yeşil renkli çinilerle zigzaglı mozaik tekniğiyle bezenmiştir. Selçuklu minare geleneğinin ilk dönem Osmanlı sanatına yansımasının önemli bir örneğidir.
Mahmut Çelebi Cami: Çandarlı Hayreddin Paşanın torunlarından Mahmut Çelebi tarafından 1442 yılında inşa ettirilmiştir.
Orhan Bey Camii Ve Hamamı: Cami, Yenişehir Kapı dışında sol tarafta tarlalar arasında kalıntı halindedir. Hamam ise, cami ile surlar arasında bulunmaktadır.
Türbeler Şeyh Kutbettın Camı Ve Türbesi, Eşref-1 Rumî Camı Ve Türbesi, Yakub Çelebi Zaviyesi Ve Türbesi, Kırgızlar Türbesi , Sarı Saltuk Türbesi, Åandarli Hayrettin Paşa Türbesi, Åandarli İbrahim Paşa Türbesi Ve İmareti, Åandarli Halil Paşa Türbesi, Huysuzlar Türbesi, Ahiveyn Sultan Türbesi, Abdülvahap Sancaktarı Türbesi İznik'in önemli türbeleridir.
Han ve Hamamlar Rüstem Paşa Hanı:Bu gün evler arasında kalmış duvar kalıntıları halindedir. Yalnız kuzey ve batı duvarının bir bölümü ayaktadır. Yapı XVI. yy. da Kanuni Sultan Süleyman'ın sadrazamı Rüstem Paşa adına Mimar Sinan tarafından inşa edildiği sanılmaktadır.
İsmail Bey Hamamı:XIV. yy sonları ile XV. yy başlarına aittir. İç mimarisiyle seçkin bir yapıdır.
Haci Hamza Hamamı:Mahmut Çelebi Caminin yanındadır, ikinci Murat hamamı olarak da anılır. XV. yy da inşa edilmiştir.
Meydan Hamamı:1.Murat Hamamı olarak da bilinir. Çifte hamam biçiminde inşa edilmiştir. Hamam XIV. yy sonlarına tarihlenir.
Müzeler İznik Müzesi: (Nilüfer Hatun İmareti) İmaret 1388 yılında Osmanlı Sultanı l. Murat tarafından annesi Nilüfer Hatunun anısına inşa ettirilmiştir.İmaret olarak kullanılan yapı, yoksullar için her gün yemek dağıtan bir hayır kurumuydu. Cumhuriyet döneminde değişik gereksinimler için depo olarak kullanılan bina 1960 yılında müze olarak hizmete açılmıştır.Tarihsel bir yapı olan imaret, XIV. yy Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Müzede,İznik ve çevresinden toplanan arkeolojik buluntular ile Ilıpınar, Tiyatro ve İznik'teki çini fırınları kazılarından çıkarılan eserler sergilenmektedir. Müze bahçesinde; Yunan, Roma, Bizans ve Osmanlı eserleri yer almaktadır.
3- YAŞAYIŞ :
a) Ev yapıları ve iç tezyinatı, evlerin sağlıklı olma ve aileye yeterlilik durumu
Evlerin genellikle çiftçi ailelerinin kullanımına uygun yapılanmıştır. İki üç katlı ve geniş avlulu,avlular genellikle taraktör ve diğer tarım araçlarının korunaklı şekilde konulduğu şekilde yapılmıştır. Ayrıca bazı evlerin altında zeytin depoları yapılmıştır.Son zamanlarla yapılan evler bu yapıdan uzaklaşmaktadır.Isıtma genelde sobalı iken son yapılanları çoğu kaloriferli oarak düzenlenmektedir. İç tezyinatı oldukça iyi ve hayatı kolaylaştıracak beyaz eşyalar ve elektronik eşyalarla donatılmaktadır.Geneli sağlıklı ve ailelere yeterli büyüklüktedir.
b) Aile tipi ve aile nüfus sayısı ortalaması, evlenme adetleri ve yanlışlıkları
Aileler geçmişte çoğunlukta geniş aile tipi iken son yıllarda çekirdek aile tipine yöneliş oldukça fazladır. Çocuk sayısı azdır(2-3)
c) Komşuluk münasebetleri, yardımlaşma, imece
İznik genelde değişik kültürlerin bir arada yaşadığı bir yöredir. Çoğu genelde göç ederek gelmiş ve yerleşmişlerdir. Komşuluk ilişkileri oldukça gelişmiştir.Halkın çoğu diğer aileleri tanımaktadır. Önemli günlerinde bir araya gelmektedirler. İşlerinde imece usulü yardımlaşmaktadırlar.
d) Nüfusu ( kadın, erkek, okula gidenler, gitmeyenler.)
İlçenin nüfusu 2007 adrese dayalı nüfus sayımına göre 44 514'dür. Bunun 22 179'u ilçe merkezinde, 22 335'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.
e) Gelenek ve görenekleri ( inançları, batıl itikatları, ibadetleri, törenleri, büyük–küçük ilişkileri )
Halk gelenek ve göreneklerini kendilerine özgü yaşamaktadır.iznik halkı değişik kültür ve folklorün etkisinde kalmışlardır. İnaçları ve halk inanışları yoğun olarak devam etmektedir.Bunları yaşamaya ve iade ettirmeye çalışmaktadırlar. Abdulvahap türbesi ziyaret edilir, bayrak asılır. Buraya gelenlerin yedi yıl İznik’te kalacağına inanılır. Hıdırellez şenlikleri her bahar coşkuyla yaşanmaktadır.Türbeler ziyaret edilmekte,mesire yerleri ve piknik alanları doldurulmaktadır.Yemekler verilmekte,yarışmalar ve gösteriler yapılmaktadır.Her yıl Ekim ayının başında çok eskiden beri süregelen bir alışkanlıkla yaklaşık beş gün süresince panayır kurulmakta, ilçe ve köylerden gelen halk buna yoğun olarak katılmaktadır.panayır süresince ilçede büyük bir kalabalık ve ticari hayatta canlılık görülür.Batıl inaçları yaygındır.Bunlardan bir kaçı şöyledir;Askerler giderken elişi yapılmaz,ev süpürülmez.Gece sakız çiğnenmez. Makasla oynamak,savaşa delalettir.mayıs ayının ilk Pazar günü un elenmez.Salı günü el işine başlanmaz. Düğünler genellikle yemekli yapılmaktadır. Kültürün çeşitliliği törenlere yansımaktadır.Büyük küçük ilişkileri saygı ve sevgi çerçevesindedir.Evin büyükleri her zaman saygının da büyüğünü görmektedir.
f) Giyimleri ( günlük, folklorik, resmi )
Giyim son derece modern çizgidedir.Modaya ve güne uygun tarzda her türlü kıyafetler giyilmektedir. Bununla beraber folklorik giysileri de mevcuttur.
g) Atasözleri ve deyimleri
“Vurursan duyar,yedirirsen doyar.”
“Çoban belden,öküz damdan olursa o işten hayır gelir.”
“Sana don,bana şalvar gelir.”
“Ekmek mayadan,kız anadan olur.”
“Acemi nalbant gavur eşeğinde öğrenir.”
Çobansız sürü,ersiz ev olamaz.”
Sular kadar ömrün olsun.(Minnet ifadesi.)Adı batsın.(Beddua)
h) Mahalli oyunlar ve türküleri
Düğün nişan törenlerinde genellikle tef,darbuka,klarnet,davul,zurna,org,gitar vb.çalgılar kullanılmaktadır.Yörenin kendine has bir türküsü yoktur.Oyunlarda genellikle bir benzerlik vardır.manileri ise oldukça zengindir.
ı) Masal, hikaye, efsane ve destanları
Abdulvahap adında çok cesur bir gencin kuşatma sırasında başının uçurulduğu,buna rağmen savaşa devam ettiği ve başını eline alıp yedi adımda bu günkü türbesinin bulunduğu yere geldiği söylenir.
i) Boş zamanlarını nasıl değerlendirdikleri, günlük yaşayış, kötü alışkanlıkları
Boş zamanlarında kadınlar elişi yapar,erkekler genellikle çay bahçeleri,kahvehaneler gibi yerlerde toplanırlar. Burada tarımla ilgili uygulamaları ile ilgili konularda konuşur,birbirleriyle bilgi alışverişinde bulunurlar.Halk iyi havalarda göl kıyısında dolaşır,zaman zaman burada piknik düzenlerler.Yazın sıcak havalarda serinlemek amacıyla göle girilir,iyi vakit geçirilebilir. Ayrıca göl çevresinde bulunan çay bahçelerinde sohbet ederler.
j) Sağlık durumu, yaygın hastalıkların sebepleri, yanlış tedavi yöntemleri
İlçede hem ana sağlık merkezleri hem de devlet hastanesi sağlıkla ilgili yararlanılan yerlerdir. Ancak özellikle kırık,çıkık vb durumda doktor olmayan kişilerden yararlananlar da vardır.
k) Günlük beslenme alışkanlıkları
Sebze ağırlıklı beslenilir.Her Çarşamba balık yeme kültürü yaygındır.Bunu sokakları dolaşırken aldığınız balık kokularından anlayabilirsiniz. Tatlı su balığından yapılan balık çorbası ve kıskı ve kepekleme adlı yemekler çokça yapılır ve sevilir.Et yemeklerinde genellikle koyun eti tercih edilir.Ev eriştesi,ev baklavası gibi hamur işleri yapılır.
l) Yol durumu, ulaşım vasıtalarının çalışma durumu
Ulaşım belirli saatlerde yapılır.Yollar düzgün ve müsaittir. Ancak özellikle gölün güney tarafındaki yol oldukça virajlıdır. Her gün İstanbul,Ankara,Yalova,İzmit,Bursa ve çevre ilçelere ulaşım yapılmaktadır.Okul taşıma servisleri köylerden öğrencileri belli başlı okullara taşımaktadır.
m) Yönetici-halk münasebeti
Küçük bir ilçe olma sebebiyle, yöneticilerle halk iç içe ve yakın münasebet içindedir.Halk herhangi bir sorun veya durumda yöneticilerine kolaylıkla ulaşabilmektedir. Bu İznik halkı için avantajlı bir durumdur.
n) Okulla olan münasebetleri, okulun tarihçesi, okul görevlilerine ilgi
İznik’te beş ilköğretim okulu ve 5 orta öğretim kurumuyla,Uludağ Üniversitesine bağlı Meslek Yüksek Okulu bulunmaktadır. Son yıllarda dışarıdan gelen öğrencilerin artmasıyla hem sosyal hem de ticari anlamda bir canlılık oluşmuştur.
o) Okulun çevrede bıraktığı etkiler ( olumlu-olumsuz )
Okul bu bulunduğu çevreye olumlu etkiler bırakmıştır.Burada çalışan öğretmenlerin varlığı ve model olmaları çevre halkına ve çocuklara örnek teşkil etmekte,öğretmenler halktan saygı görmektedirler.Ayrıca okulun bulunduğu mahalle ile ismi aynıdır. Okulumuz genel sınav performanslarına bakıldığında ilçede hep en önde ve önlerde olmaktadır. Başarılı öğrencilerimizin çoğu seçkin okullarda eğitim öğretim hakkı kazanmaktadırlar.
ö) Yöreye getirilmiş devlet hizmetleri ve halkın bunlardan faydalanması
Yöre devlet hizmetleri açısından beklenti içinde olmakla birlikte, çoğu kez kendi kendi yetmektedir.Öyleki eğitim öğretim görme amacı dışında dışarıya göç vermemektedir.
p) Yerin dış dünya ile ilişkileri, uzak yörelerle ilişkiler, gurbetçilik, beyin göçü
İznik dışarıya fazla göç vermeyen ender yerlerdendir.Gurbetçilik çok azdır.Bunun yanında özellikle köylerden göç almıştır. Dışardan gelip yerleşenlerin geneli ilçeye çalışmak için gelen memurlar ve diğer görevlilerdendir.
r) Yaşama seviyesini yükseltmek için düşünce ve faaliyetleri
İznik’te ekonomik olarak yaşam seviyesi iyidir.tek eksiklik sosyal faaliyetlerdeki azlıktır.Örneğin bir sinemanın ,tiyatro salonunun olmayışı, öğretmenlere ait öğretmenevinin yetersiz oluşu olumsuz bir durumdur. Bu nedenle göle yakın bir sosyal donatı gerek öğretmenlere, gerek öğretmen ailelerine, gerekse dışarıdan gelecek kişilerin yararlanacağı ve ilgi gösterecekleri yapı ve ortam durumuna dönüşecektir.
4- EKONOMİK HAYAT :
a) Geçim kaynağı ürünler, günlük tüketilen ürünler
Ağır sanayi yatırımlarının bulunmadığı İznik ovası, zeytin, üzüm, şeftali, kiraz, erik, armut, elma, ceviz, domates, taze fasulye, brokoli, brüksel lahanası üretiminde önemli bir potansiyele sahiptir. İznik'te üretimi yapılan tarımsal ürünler içinde zeytin, çiftçi ailelerinin %70 gibi önemli bir kısmının gelir kaynağı olarak birinci sırayı almaktadır. Yöreye has bir ürün Müşküle üzümü, ilçede halen yetiştirilmektedir.
İLÇEDE ÜRETİLEN ÜRÜNLER
SIRA NO
ÜRÜN ADI
EKİM MİKTARI (Hektar)
1
ZEYTİN
6.795
2
BAĞ
4.360
3
ŞEFTALİ
370
4
KİRAZ
372
5
ARMUT
214
6
AYVA
180
7
ELMA
339
8
ERİK
175
9
VİŞNE
5
10
CEVİZ
15
11
FINDIK
9
12
SEBZE ÜRÜNLERİ
3.300
13
TAHIL
2.987
TOPLAM
19.121
b) Yetiştirilen hayvanlar ve miktarları, hayvanlardan yararlanma durumu
Arazinin verimsiz olduğu kırsal kesimlerde hayvancılık yapıldığı görülmektedir.
HAYVANCILIK
CİNSİ
MİKTAR
BÜYÜK BAŞ
4.015
KÜÇÜK BAŞ
4.993
KÜMES
261.255
c) Geçim durumu, ailelerin yıllık gelir ortalaması
İlçe nüfusunun %90’ının tarımla uğraştığı ve geçimini sağladığı görülür. Diğer bir ifadeyle, halkın temel geçim kaynağı tarımdır. Aile işletmeciliği şeklinde faaliyet gösterilmektedir. Şirketleşme ve kooperatifleşme henüz oturmamış olduğundan pazar sıkıntısı çekilmektedir. Geriye kalan nüfus, ticaretle meşguldür. Halkın refah düzeyi, Türkiye ortalamasının üzerindedir.
d) Diğer gelir kaynakları
Genel olarak, tarımda mekanizasyona ağırlık veren bir çiftçilik yapılmaktadır. İznik Zeytini (Bölgenin en verimli zeytin üretimi yapılmaktadır. Özelliğini ince kabuklu ve ufak çekirdekli yapısı ile zeytin üreticeleri dünyanın her yerine zeytin ihracatı yapmaktadır.
İznik Zeytin Yağı (Bölgedeki organik tarımın çoğalması ile birlikte en kaliteli zeytin yağ üretimine 2007 senesinde patlama yapan zeytin yağı tesisleri ile devam etmektedir.
Üzüm (İnce kabuklu ve cinsine göre çekirdekli ve çekirdeksiz üretimi vardır. Meşhur Müşlüle üzümü halen mevcuttur.
e) Dışarıya sattığı ve aldığı eşyalar, ürünler v.s.
Kerevit ve gümüş balığının tamamı ihraç edilir.Ayrıca çini ürünleri hem iç piyasada hem de dış piyasada rağbet gören önemli sanat ürünlerindendir. (Dünyanın eşsiz ve meşhur İznik Çinileri halen 47 atölyesi ile işlenmeye devam etmektedir.
f) Topraklı ve topraksız aileler
Topraksız aile sayısı azdır. Olanların bir kısmı olmayanlara icar yoluyla arazilerini bir nevi kiralamakta veya üretilen üründen elde edilen gelirleri paylaşma yoluna gitmektedir.
Tarımda kullanılmaya uygun toplam arazi 23.000 Ha. olup, bunun 13.100 ha.sı sulanabilir durumdadır.
ÜRÜN DESENİNE GÖRE TARIMSAL ARAZİNİN YAPISI
ALAN
HEKTAR
ZEYTİNLİK
6.795
BAĞ
4.360
SEBZE
3.300
MEYVE
1.900
TARLA BİTKİLERİ
3.400
NADAS
3.245
TOPLAM
23.000
5- YÖRENİN PROBLEMLERİ : Yıllar itibariyle artanlar, çözülenler
Şirketleşme ve kooperatifleşme henüz oturmamış olduğundan pazar sıkıntısı çekilmektedir.Son yıllarda tarımda girdilerin artması,gelirlerin azalmasına neden olmuştur. Bazı köylerde tarımda su sıkıntısı çekilmektedir. Ova köyleri bunu aşmıştır.Kış mevsiminde hava kirliliği artmaktadır.
Tarımda fazlaca ilaç kullanımı çevre ve gölün kirlenmesine neden olmaktadır.
Araç sayısının çokluğu, ilçede araç park yerinin bulunmasında zorluk yaşanmasına neden olmaktadır.kanalizasyon şebekesine ihtiyaç vardır.
Göl kıyısı özellikle piknikçiler tarafından kirletilmektedir.Bundan göl olumsuz etkilenmektedir. Yapılan düzenlemelerle göl kıyısı mesire yeri kaline getirilmiş,göl yerleşim yeri itibariyle boydan boya yürüyüş parkura olmuştur.